Kardan adamın gülümseyişinde sence de bir hüzün yok mu? diye sordu bir cevap almayı beklemeksizin. Zaten aynalar ne zaman yanıt vermişti ki ona? Pencere camındaki yansıması da yanıt vermeyecekti elbette. Yansımanın yüzüne alaycı bir gülümseme yerleşti. O bile onunla dalga geçiyordu. Hemen ışığı kapattı ve yansıma kayboldu. Şimdi gülümseme sırası ondaydı.
Camdan uzun uzun dışarıyı seyretti. Etrafta soğuk hava ve sessizlik hüküm sürmekteydi. Hava oldukça soğuk olduğu için mi sessizlik vardı yoksa zaten var olan sessizlik mi havayı daha soğuk hissettiriyordu tam olarak kestiremedi.
Kar yağışı şiddetini arttırmıştı. Saatlerdir camın önündeydi ve kardan adamın gülümseyişi bir an olsun eksilmemişti. Turuncu ışık veren solgun sokak lambasının ışığı hüznüne hüzün katıyordu.
Kardan adamların gülümseyişlerini oldum olası sevememişti. Sanki yüzlerinde terkedileceğini, öleceğini, bile bile yaşamanın ve buna rağmen yaşananlardan keyif alabilmenin gülümseyişi vardı. Ama bu gülümseyiş büyük bir hüznü maskelemiyor muydu? Galiba onlar için en büyük hüzün ölmek değildi. Onlar için en büyük hüzün gülümseyişlerini yaratan eller tarafından terk edilmekti.
En sevdiği kupasına şekersiz, tarçın aromalı kahve doldurdu. Kısa bir yudum aldıktan sonra camın önünde dışarıyı seyretmeye devam etti. Neden sonra şömideki ateşin sönmeye yüz tuttuğunu fark etti ve şömineye bir kaç odun atarak ateşi canlandırdı. Sol yanındaki şöminenin titreyerek dans eden güçlü alevleri karanlıkta camdaki yansımayı bir var ediyor bir yok ediyordu.
En sevdiği kupasına şekersiz, tarçın aromalı kahve doldurdu. Kısa bir yudum aldıktan sonra camın önünde dışarıyı seyretmeye devam etti. Neden sonra şömideki ateşin sönmeye yüz tuttuğunu fark etti ve şömineye bir kaç odun atarak ateşi canlandırdı. Sol yanındaki şöminenin titreyerek dans eden güçlü alevleri karanlıkta camdaki yansımayı bir var ediyor bir yok ediyordu.
Birden, belki de şöminedeki alevlerin bir anlık şaha kalkması sonucu, yansımanın gözlerinden bir parıldama geçti ve dudaklarına çarpık bir gülümseme yerleşti. Aniden yansımaya arkasını döndü ve dışarıya, kardan adamın yanına koşmaya başladı. Bir kardan adamın daha terk edilmesine katlanamayacaktı.
Ertesi sabah, gün yine bulutların ardından kendini gösteremedi. Zaten artık bir önemi de yoktu. Onu terk eden ve elinde papatyalarla ondan özür dilemeye gelen dalgalı saçlı kızın feryatları onu kardan adamın yanından ayırmaya yetmedi. Ondan geriye kalanlar boş içki şişeleri, içinde donmuş kahveyle bir kahve kupası, alkolün verdiği hissizlikle soğuktan kaskatı kesilmiş bir beden ve hüzünlü bir gülümseyişti.
Kardan adam gülümsüyordu, o gülümsüyordu.
Ertesi sabah, gün yine bulutların ardından kendini gösteremedi. Zaten artık bir önemi de yoktu. Onu terk eden ve elinde papatyalarla ondan özür dilemeye gelen dalgalı saçlı kızın feryatları onu kardan adamın yanından ayırmaya yetmedi. Ondan geriye kalanlar boş içki şişeleri, içinde donmuş kahveyle bir kahve kupası, alkolün verdiği hissizlikle soğuktan kaskatı kesilmiş bir beden ve hüzünlü bir gülümseyişti.
Kardan adam gülümsüyordu, o gülümsüyordu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder